İlk Çağlar ve Kuruluma Giden Yolu
İstanbul, iki kıta olan Avrupa ve Asya’nın sınırlarında yer alan Türkiye’nin en büyük şehri. Tarih boyunca birçok imparatorluğun paylaştığı başkent olarak ön plana çıktı. Şehir, MÖ 660 yılında Lydia Kralı Alyattes tarafından kurulmuştur. Bu dönemde şehre istanbul-casino.com “Byzantion” adı verilmiştir. İmparatorluklar arasında birçok kez değişen yönetimlerin ardından Bizans İmparatorluğu döneminde “Konstantinopolis” adını almıştır.
Orta Çağ ve Osmanlı Dönemi
- yüzyılda Selçuklu Sultanı I. Ahmed’in istilası sonrası şehrin önemi artmıştır. 13.yüzyılda Venediklilere ait olan bir liman şehri olarak gelişmiştir. Sonrasında Bizans İmparatorluğu’nun düşüşü ve 1453’te Fatih Sultan Mehmed’in fethi ile Osmanlı hakimiyeti başlamıştır.
Osmanlı döneminde İstanbul, sultanların ikametgâhı haline gelerek daha da büyümüş ve geliştirilmiştir. Şehir, bu dönemde köprüler, camiler, binalar ve mimari zenginlikle donatılmıştır.
20. Yüzyıl ve Günümüzde
I. Dünya Savaşı sırasında city’nin İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesiyle başlayarak 1923 yılında Kurtuluş Savaşlarıyla birlikte sonlanan Türk War’sının ardından İstanbul’un Türkiye Cumhuriyeti sınırları içine alınması sağlanmıştır. 1970’lerin sonlarında ve 1980’li yıllarda, şehir planlama projeleri ile hızlı geliştirilmiştir.
Günümüzde, bir taraftan işgallerin, öte yandan gelişen ticaret ve teknolojinin etkisiyle şehrin önemi daha da artmıştır. Gelişmiş endüstrilerinden eğitim sektörüne, turizme kadar her alanda büyük paya sahiptir.
Coğrafi Özellikleri
İstanbul, Avrupa’dan Asya’ya uzanan Bosphoros ve Marmara Denizi arasında yer alır. Şehirdeki en önemli coğrafi özellikler bunlardır;
- Bosphorus: İki kıtanın sınırını oluşturan ve İstanbul’u iki yana bölen Boğaziçi Nehri.
- Marmara Denizi : Kuzey’den gelen Bosphoros’un sona erdiği deniz.
- Haliç : Şehir merkezi ile Golden Horn arasındaki kolluk denizi.
Bu coğrafi özelliklerin sonucu olarak, İstanbul’da çeşitli iklimler mevcuttur; Boğaziçi’nde daha ılıman ve nemli bir iklime sahiptir. Şehir merkezinde ise Karadeniz ve İç Anadolu’dan gelen hava akımlarının karışması neticesinde önemli değişiklikler görülür.
Kolaylık ve Geliştirme
Hem Avrupa hem Asya’nın kesiştiği yerde yer almasından ötürü, bu coğrafi durum şehre kültürel zenginlik getirmiştir. İnsanların farklı kökenden geldiğini görmemiz mümkündür. Ayrıca Bosphoros ile Marmara Denizi arasında yer aldığından deniz aşırı ve kara taşımacılığı oldukça kolaydır.
Kültürel Miras
Hem imparatorluklar hem de göç dalgaları etkisiyle şehre önemli kültürel birikimlere sahiptir. Şehirde Hristiyanlık, İslam, Yahudilik gibi farklı dinler varolmuştur ve hala ayakta kalmaktadır. Kubbelerin sayısız örnekleri vardır; Ayasofya Camii ve Sultanahmet’in bu konuya çok iyi örnektir.
Eğlence, müziğin çeşitli formları da İstanbul’da mevcuttur. Örneğin: Sufi, Çağdaş Türk Musikisi, caz ve halk müziği gibi müzik türleri şehre önemli katkılarda bulunmuştur. Bu da kültürel bir miras olarak hala devam etmektedir.
Turizm
Turizmin de şehir için ayrılmaz bir parçası olduktan sonra İstanbul günümüzde birçok turistin uğrak noktası haline gelmiştir. Şehrin ulaşımı, turistik yerler ve konaklama olanakları çeşitlilik göstermektedir; limanlar ile havalimanının yanısıra köprüler kullanılarak bile gezip seyahat edilebilir.
Sonuç
İstanyonun tarihi geçmişinden bugünkü yapısına kadar olan evrimini inceleyerek, İstanbul’un her zaman insanlığın varoluşunu etkilemektedir. Artan nüfusu ve kültürel mirası ile her an yenilenen, büyüyen bir kent olarak kalıcılığından ötürü önemli coğrafi bir mekândır.
